ILIMLI İSLAM NEDİR?

2010-07-20 18:12:00

 

İFTİRADA ERKEK KEDİ YÖNTEMİ !

19 Temmuz 2010 Pazartesi 17:34

 

 

Bahri Şenkal

 

bahrisenkal@hotmail.com

Şeytanca bir plan yürürlükte. Bütün güzel kavramların, değerlerin altını oyarak, içini boşaltmak, bozmak ya da önüne arkasına, sağına soluna bir takım sıfatlar ekleyerek insanları kavram kargaşasına itmek! "Ilımlı İslam" da bunlardan birisi. İslam'ı eleştiremeyenler ya da eleştirmekle bir şey elde edilemeyeceğini iyi bilenler, bu kez onun güzeller güzeli adını, anlamını bozmaya çalışıyorlar. Daha önce "radikal-köktenci" İslam'ı üretmiştiler, şimdi de "ılımlı"sını!

 

İslam kelimesi malum "barış, huzur, sevgi" anlamlarına geliyor. Ilımlılık da güzel bir değer. İyi niyetli anlamında. Sert, radikal, köktenci, aşırı vb kavramların karşıtı bir kelime. Gelelim malum çevrelerin yükledikleri anlamlara. Onlara göre ılımlı; sünepe, basit, bozulmuş, sulandırılmış vb. anlamlara geliyor.

 

Israrla gündemde tutulmaya çalışılan iddiaya göre, Amerika kendi ürettiği radikal İslam'a karşı bu kez "ılımlı İslam" projesini uygulamaya koyuyor. Diyelim ki ileri sürüldüğü gibi Amerika'nın böyle bir projesi var. Zaten olmamasını düşünmek de herhalde saflık olur. Fakat bunun bize bakan tarafıyla çok farklı bir oyun olduğu, hatta oyun içinde oyun olduğu, böylelikle, İslam'ın ve samimi Müslümanların zan altında bırakılmak istendiği, bu varsayılan projeyi malzeme olarak kullananların kimliğinde gizli. Buyurun bir bakalım "ılımlı İslam"ı kimler nasıl bir malzeme olarak hem ürettiler hem de kullanıyorlar. Bu projenin bizdeki oyuncuları kimler?

 

Bu tabiri ilk olarak bizim ulusalcıların Amerika'daki muadilleri olan Neocanların en azılısı Daniel Pipes kullanıyor.. Pipes'in 1995 de söylediği "Radikal İslam tehdidine çözüm, ılımlı islamdır."* sözünün üzerine bu proje bina ediliyor ya da deşifre ediliyor. Fakat sıkı durun, bu tezi Amerika'da ortaya atanlara göre "ılımlı İslamcılar", Türkiyedeki laikçi, ulusalcı, Türkçü, Kürtçü çevreler. Daha açık söylemek gerekirse Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenler ve bilinçli olarak katılan darbeciler.* Yani masum müminleri "ılımlı İslam"la zan altında bırakarak kendi planlarını, suçlarını örtmek isteyen laikçi(!) kesimler.

 

Peki, bu bizim laikçi(!) ulusalcı kesimlere göre "ılımlı İslamcılar" kim? Onlara göre ise ılımlı İslamcılar kendileri değil, rakip olarak gördükleri masum dindar vatandaşlar! "Allah Allah! Çık çıkabilirsen işin içinden!" diyeceksiniz belki ama aslında anlaşılmaz hiçbir durum yok. Birazcık dikkatle bakıldığında, hafızamızı azıcık zorladığımızda bu tertibi yapanların, kendi kendilerini ele verdikleri açıkça görülebilmekte.

 

Bu çok şeytanca düşünülmüş bir örtme taktiği! Yani "ılımlı İslam, ılımlı İslam'a karşı!" Minareyi çalan kılıfını hazırlıyor tabii ki! Bu oyun, kuzuyu yemek için suyu bulandıran kurt yöntemini çağrıştırmakla birlikte daha çok "erkek kedi" yöntemine benziyor. Çok çok affedersiniz, erkek kedi hem taciz eder hem de bağırırmış. En iyi savunma saldırıdır, suçlamadır taktiği! Kendi niyetlerini karşıdakinin niyeti gibi sunmak bununla ortalığı velveleye vermek, herkesi korkutmaya ve kışkırtmaya çalışmak! Böyle bir alçaklık kedilerin tarihinde vardır ama insanlık tarihinde zannediyorum görülmemiştir.

 

Şu kahpe oyuna bakın ki bu ithamı, bu suçlamayı yapanlar daha düne kadar mağdurlar tarafındayken, aynı suçlamayla karşı karşıyayken, kendilerine iftira edildiğini söylerlerken; şimdi müfteri oldular, zalimlerin safına geçtiler. İyi hatırlayınız, yukarda sıraladığımız bizdeki laikçi(ulusalcı) çevreler, Türkiyede sera mantarı gibi biten radikal dinci guruplar tarafından "ılımlı, sünepe Müslüman" diye ya da daha da öteye giderek "kâfir, münafık" diye nitelendirmiyorlar mıydı? Ve bu ulusalcı(!) kardeşlerimizle, Allah rızası için, barış ve kardeşlik için iyi geçinmeye çalışan müminleri de, yani şimdi "ılımlı İslamcı" diye suçladıkları kişileri "işbirlikçi" olarak itham etmiyorlar mıydı?

 

"Dinimi korumaya çalışanlar bari Müslüman olsa!" Ah Akif Ah! Senin zamanına göre insanlar o kadar çok değişti ki! Dinle uzaktan yakından hiç alakası olmayanlar şimdilerde dini korumaya kalktılar! Neredeyse gece sabaha kadar dini bozmaya, sulandırmaya çalışanlar; sabahtan akşama kadar da yatıp kalkıp "Eyvah dinimiz elden gidiyor, birileri güzide dinimizi sulandırmaya, bulandırmaya çalışıyor, biz İslam’ı korumak için ne yapabiliriz. " diye çırpınmaya(!) başladılar. "Merd-i kıptî şecaat arz ederken sirkatin söylermiş" ya, aynen öyle..

 

Malumdur, radikal İslam’ın siyasi kanadı, ta başından beri laik, Kemalist, sosyalist, masonik, milliyetçi, ulusalcı, solcu ve liberal kesimleri "ılımlı Müslüman" olarak değerlendiriyorlar ve " Batı kulüpçü, Amerikan uşağı, Siyonist Yavrusu" gibi isimlerle etiketlendiriyorlardı. Tekrar hatırlayalım; İran, Arabistan, Libya, Afganistan vb. ülkeler, bizi Türkiye’deki laik rejimi, bu rejimin taraftarlarını, masum halkı, yine "ılımlı, bozulmuş, yoldan çıkmış Müslüman" diye suçlamıyor muydu? Ve halen de suçlamıyor mu?

 

Aslında ortada öylesine trajikomik bir durum var ki böylesi herhalde ancak bizde görülebilir.

 

" Ilımlı İslam " yakıştırması ile dini gerçek anlamda temsil etmek isteyen samimi Müslümanlar yaftalanmak isteniyor. Lütfen dikkat buyurunuz, kendilerini gizlemek için Amerika’daki yandaşları Neocanlar’la birlikte icat ettikleri "ılımlı İslam"la mücadele ettiklerini söyleyenler kimler?

 

Eğer bunlar kökten dinci diye nitelendirilen radikal guruplarsa ortada hiçbir problem yok. Niçin? Çünkü bunlar yıllardır kendi saflarına çekemedikleri Müslüman halkı da senaryo gereği hep bu biçimde suçlamışlardı. Ama gelin görün ki dün bu suçlamayı yapanlar ile suçlananlar yani düşman kardeşler, şimdi bugün aynı saftalar, birlikteler. Kim bunlar? Bazı Milli görüşçüler, aşırı milliyetçiler, bazı ülkücüler, Türkçüler, Kürtçüler, statükocular, PKKlılar, ADD'ciler, bölücüler, ırkçılar, Marksistler, Ateistler, darbeciler, tuzu kuru elitler, masonlar vb.

 

Hatırlayınız ılımlı İslam tabirini bizde ilk ortaya atan Soner Yalçın'dır. Israrla gündemde tutan Doğu Perinçek, bunu havada kapanlar ise yukarda zikrettiğim malum çevrelerdir. Birbirleriyle hiç alakası olmaması gereken hatta düşman olan bu malum çevreler şimdi dost olup ağız birliği etmişçesine aynı şeyleri savunuyorsalar ortada şeytanı bile kıskandıracak müthiş bir tezgâh var demektir.

 

Bu kesimlerin tabandaki masumlarını tenzih ediyoruz ama tepede yıllarca birbirlerini boğazlamaya çalışanlar, bir araya gelmeleri asla mümkün olmaması gerekenler, şimdi nasıl ağız birliği yapabiliyorlar, anlamak mümkün değildir. Bir düşünün, PKKlılar ile Hizbulvahşetçiler, aşırı milliyetçiler ile ulusalcılar, Milli Görüşçüler ile masonlar, bazı sahte tarikatlar ile ateistler ortaklaşa ılımlı İslam’dan şikâyet ediyorlar! "Bu kıyamet alameti gibi bir şey" dememiz ve şaşkınlıktan küçük dilimizi yutmamız gerekiyor değil mi? Yoksa hiç de böyle değil mi? Bu, çok klasik bir numaranın yep yeni bir sürümü de bize mi öyle geliyor? Mutahari'nin ifadesiyle "Sağ ve sol makasın iki ağzı gibidirler, birbirlerine karşı gibi görünürler ama çalışırken aynı şeyi keserler" Evet bu hal hiç değişmiyor. Her zaman olduğu gibi, birbirleriyle uğraşıyorlarmış gibi görünürken asıl masumları, mazlumları, gerçek vatanseverleri ezmeye çalışıyorlar. Bu klasik numarayı ve halimizi enfes bir biçimde dizelerine yansıtan merhum Erdem Beyazıt'a kulak verelim:

 

Zulmün kızılı ile karası

Anlaşarak, birleşerek, cilveleşerek

De gelse üstümüze

Sürecek savaşımız (insanlık sevdamız)

 

Konuya bir başka açıdan daha bakalım.

 

Şu yaman çelişkiye dikkat buyurunuz. İslamsever değil olsa olsa İslamsavar denilebilecek bu grubun içindeki radikal siyasi İslamcılar hariç diğerleri, yani laikçiler, yıllardır radikal İslam tehlikesine vurgu yapanlar değil miydi? Ve bu çevrelerin en çok düşman oldukları zihniyet ise Milli Görüş zihniyeti değil miydi? Ne oldu ki, hangi dağda kurt öldü ki bu amansız düşmanlar şimdi "cephe kardeşi" oldular. Birilerine hidayet(!)nasip oldu da bunlar hep dinci(!) mi oldu yoksa hep birlikte kâfir(!) mi oldular ya da kendi tabirleriyle "ılımlı" mı oldular?

 

Herkesçe malumdur ki ılımlı İslam ile yaftalanmaya çalışılanlar bu ülkede islamın engin hoşgörüsüyle güler yüzüyle herkesi kucaklamaya çalışanlar, dini dayatmalardan fersah fersah uzakta bulunan, taş atanlara gül atanlardır. Hal böyleyken din dışı çevreler, din denince ödü kopanlar, şimdi aşırı dincilerle birlikte bu masum insanları töhmet altında bırakmaya çalışıyorlar.

 

Ha! Bir dakika! Bir dakika! İşin bir başka boyutu daha var!

 

Ilımlı İslam diye bir ucube kurgulayıp sonrada onunla mücadele ettiklerini söyleyenler, aynı zamanda radikal İslamı savunanlar olmasın sakın! Bunun için elimizde yeterince delil var biliyorsunuz. Hizbulvahşeti kurdurup masum insanları katlettirenler, Hizbuttahrir gibi çeteler oluşturarak Müslümanları zan altında bırakmak isteyenler, 11 Eylülü gerçekleştirerek İslam coğrafyasını işgal için gerekçe oluşturanlar aynı çevrelerdir. Yeşil kuşak projesi uydurarak İslam ülkelerindeki yandaşlarına malzeme üretenler, iyi dikkat edilirse ya kızıl kuşak ya da siyah kuşak(kapitalizm) yandaşlarıdır. Bir türlü kışkırtıp kendi yanlarına, oyunlarına çekemedikleri insanlara, bu sefer kendi çirkin niyetlerini, kendi cinayetlerini yüklemeye çalışıyorlar.

 

Hem ayrıca size ne oluyor! Eğer kastettiğiniz gibi ortada ılımlı İslam varsa bundan sadece dindarların ya da senaryo gereği de olsa radikal dincilerin rahatsız olması gerekmez mi? Ve eğer ılımlı İslam yaygınlaşıyorsa bundan, laikçilerin son derece mutlu olması gerekmez mi? Hatta zil takıp oynamaları gerekmez mi? Zira öyle ya da böyle, gerçek ya da hayali, ılımlı İslam laikliğe en yakın İslam değil midir? Zaten bütün amacınız bu değil midir? Rejimle hiçbir sorunu olmayan insan tipi, ılımlı Müslüman tipi. Hem namaz kılan hem içki içen, hem hacca giden hem zina yapan, hem kumar oynayan hem zekat veren, etliye sütlüye karışmayan, ne dolaplar döndüğünü sorgulamayan, her burnu sürtüldüğünde, her düşüp kalktığında elhamdülillah iyi ki laikim, iyi ki müslümanım, yaşasın mevcut düzen, yaşasın statüko diyecek ılımlı Müslümanlar istenmiyor mu? Bütün darbeler, müdahaleler, sıkıntılar, acılar, hepsi bunun bunun için değil mi? Bırakın böyle, sıradan bir müslümanı, böyle yaşayan ilahiyat profesörleri, aydınlar(!), baş üstünde tutulmuyor mu? Kanal kanal, köşe köşe gezdirilmiyor mu?

 

Tabii ki asıl niyet bellidir. Müslüman halkın gözünde taht kurmuş bu güzide insanları zan altında bırakarak halkın gözünden düşürmek, "çamur at izi kalsın" ya da Cemal Demir'in ifadesiyle "Kavram at izi kalsın!" Ama şunu iyi bilsinler ki bu halk yıllardır kolayca kandırdıkları o eski halk değil! Köprülerin altından çok sular geçti ve o köprü altı çocukları(!) darbelerin dalgalarını yiye yiye iyice arındılar dirildiler, dik durmayı öğrendiler ve boş sözlere kulak asmıyorlar. Artık herkesin niyetini gözlerinden okuyorlar.

 

Maalesef bir de bu hain ve zalimlere siyaset uğruna çanak tutan gafiller var. Siyasi rakiplerini yıpratmak adına, oy uğruna; ülkeye, millete, insanlığa hizmetten başka derdi olmayan insanları yaftalamak, töhmet altında bırakmak, suçlamak insafa, vicdana, ahlaka sığar mı? Ülkede istikrar istiyorlar diye ya da bize oy vermiyorlar kuruntularıyla vatan aşığı masum insanları hainlikle itham etmek, insan olana yakışır mı? Şimdiye kadar o suçladıkları kesimlerce hep saygı, nezaket hoşgörü gördükleri halde böylesi bir düşmanlık nedendir? Masum Müslümanları, dişinden, tırnağından artırıp okul açanları, demokratik yoldan halkın oylarıyla iktidara gelenleri, onlara oy verenleri, töhmet altında bırakmak, bu iğrenç kılıfı masumların sırtına geçirmeye çalışmak insanlıkla bağdaşır mı?

 

Ha! Eğer ılımlı İslam anlayışı adı altında Amerikanın bize dayattığı ya da dayatacağı ileri sürülen proje; radikal, köktenci İslamsa buna herhalde kargalar bile güler! Zira bunu, din deyince ödü kopan ulusalcılarla ve onların arkadaşları olan, özenle bezenle seralarda yetiştirilip halkın arasına saldıkları, hormonlu, uzaktan kumandalı bir avuç köktenciyle mi yapacaklar. Masum dindarlar, vatanseverler bu köktencilerin arkasında kimlerin olduğunu artık çok çok iyi biliyorlar. Uluslararası güçler, önce dine karşı gelip yok etmek istediler.

 

Baktılar ki bu mümkün olmuyor, bu kez proje gereği üretilen köktencilerle Müslüman halkı kışkırtmaya çalıştılar ama başaramadılar. Bu sefer de son olarak bu karmakarışık şeytani projeyi "ılımlı İslam"ı ortaya koydular. Böylece halkın kafası iyice karışacak, herkesten şüphelenecek, iyi ve güzel olan her şeyden uzak duracaktı.

Ve yine, eğer ılımlı İslam ile kastedilen, Amerikanın güdümündeki Orta Doğudaki rejimlere benzer rejimlerse, seksen altı yıldır iyi kötü, kör topal cumhuriyetin ve demokrasinin kazanımlarını sindirmiş, benimsemiş Türk halkı, o tür rejimlerin gelmesine kesinlikle müsaade etmez. Yarı askeri, yarı demokratik dönemlere bile tahammülü olmayan tamamen kendi sözünün geçeceği demokrasi özlemiyle yanıp tutuşan halkımız, o tür baskıcı rejimlere dönüp bakmaz bile. Dikkat ediniz bu halk "kral" liderlerin başkan olduğu "saray" partilere bile rağbet etmiyor.

 

* Daniel Pipes, National Interest, Ekim-Kasım sayısı

* New York Sun, 8 Mayıs 2007

 

 

Not: Bu şeytanca planının içinde olmayan ya da bilmeden destekleyen milliyetçi, Milli Görüşçü, Atatürkçü,laik,ülkücü,sağcı ya da solcu kardeşlerimizi tenzih ediyor, düşünce ve inançlarına saygı duyuyoruz."Laikçi" kelimesini laik görüşlü kardeşlerimiz için değil, laikliği istismar ederek halkımızı bölmek isteyen ve din düşmanlığı yapanlar için ; "Milli Görüşçü" ifadesini de siyasetle uğraşan ve eskiden beri bu isimle anılan dindar kardeşlerimiz için değil sırf muhalefet etmek için siyaset için din düşmanlarıyla ittifak içinde olanlar için; "Ülkücü" ifadesini de Türk-İslam ülkücüleri için değil ulusalcılarla ve ETÖ'cülerle kanka olan yeni yetme ülkücüler için kullandık.

http://www.haberform.com/yazi/erkek-kedi-yontemi--1919.htm

350
0
0